Sevecen
New member
Deepbite Nedir? İlk Bakışta Basit Görünen Ama Aslında Oldukça Karmaşık Bir Kapanış Problemi
Diş hekimliğiyle çok fazla ilgilenmeyen birinin “deepbite” kelimesini ilk duyduğunda aklına muhtemelen sadece üst dişlerin alt dişleri fazla kapatması gelir. Açıkçası benim de bu konu üzerine araştırmaya başlamadan önceki düşüncem buna oldukça yakındı. Fakat biraz derine indikçe, deepbite'ın yalnızca “dişler fazla kapanıyor” şeklinde açıklanamayacağını fark etmek mümkün.
Deepbite, Türkçede genellikle derin kapanış veya derin örtülü kapanış olarak ifade edilen bir oklüzyon problemidir. Temel olarak üst ön kesici dişlerin alt ön dişleri normalden daha fazla dikey yönde örtmesi anlamına gelir. Literatürde kullanılan ölçütler çalışmadan çalışmaya değişebilse de, alt kesici dişlerin kronlarının yaklaşık yüzde 40'ından fazlasının üst kesiciler tarafından örtülmesi deepbite açısından önemli bir eşik olarak ele alınabiliyor. Bazı kaynaklar milimetre üzerinden değerlendirme yaparken, bazıları diş kronunun yüzdesini kullanıyor. PubMed Central (PMC)+1
Buradaki önemli nokta şu: Deepbite tek başına bir hastalık adı gibi düşünülmemeli. Aynı görüntünün altında farklı iskeletsel, dişsel veya işlevsel nedenler bulunabilir. Dolayısıyla iki kişinin dışarıdan bakıldığında benzer görünen derin kapanışı, aslında tamamen farklı tedavi yaklaşımları gerektirebilir.
Deepbite Tam Olarak Nasıl Oluşuyor?
Konuyu anlamanın en iyi yollarından biri, dişlerin sadece “yan yana duran beyaz parçalar” olmadığını düşünmek. Dişlerin konumu; çene kemiği, yüz yüksekliği, kaslar, dişlerin sürmesi ve kapanış ilişkisiyle birlikte şekilleniyor.
Deepbite'ın nedenleri genel olarak iki büyük grupta incelenebilir:
- Dişsel nedenler
- İskeletsel nedenler
Dişsel deepbite'da ön dişlerin fazla sürmesi veya arka dişlerin yeterince sürmemesi gibi durumlar rol oynayabilir. İskeletsel tipte ise yüzün dikey gelişim biçimi ve çenelerin birbirleriyle ilişkisi daha belirleyici olabilir. Güncel araştırmalar genetik, çevresel ve davranışsal faktörlerin birlikte rol oynayabileceğini gösteriyor. PubMed Central (PMC)+1
Örneğin çocukluk dönemindeki bazı ağız alışkanlıkları, erken süt dişi kayıpları, bruksizm gibi parafonksiyonlar ve kalıtsal özellikler kapanışın gelişimini etkileyebilir. Ancak burada “şu alışkanlık kesinlikle deepbite yapar” şeklinde basitleştirmek doğru olmaz. Çünkü maloklüzyonların oluşumu çoğu zaman tek bir nedene indirgenemeyecek kadar multifaktöriyel.
Bence konunun en ilginç tarafı da bu. Diş hekimliği açısından görünen sonuç ile bu sonuca yol açan mekanizma aynı şey değil.
Tarihsel Köken: Ortodonti Deepbite'ı Ne Zaman Ciddiye Almaya Başladı?
Deepbite'ın kendisi modern bir çağda ortaya çıkmış bir problem değil. İnsanlarda farklı kapanış biçimlerinin varlığı, ortodontinin modern bir uzmanlık alanı haline gelmesinden çok daha eski.
Fakat konunun bilimsel olarak sistematik biçimde sınıflandırılması, özellikle 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında modern ortodontinin gelişmesiyle hız kazandı. Bu noktada Edward Hartley Angle önemli bir isim. Angle, modern ortodontinin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor ve dişlerin yalnızca tek tek pozisyonlarına değil, genel oklüzyona bakılması gerektiğini savunan sınıflandırma yaklaşımının gelişmesinde büyük rol oynadı. PubMed+1
Burada tarihsel açıdan ilginç bir değişim yaşandı. Başlangıçta ortodontinin önemli bir kısmı “dişleri düzgün sıraya sokmak” fikri etrafında şekillenirken zamanla çene ilişkileri, yüz estetiği, fonksiyon, büyüme ve yumuşak dokular daha fazla önem kazandı.
1930'lu yıllardan itibaren sefalometri, yani kafatası ve çene ilişkilerinin radyografik ölçümlerle değerlendirilmesi, ortodontik teşhisi ciddi biçimde değiştirdi. Daha sonraki dönemlerde tedavinin estetik sonuçları, yüzün yumuşak dokuları ve uzun vadeli stabilitesi de araştırılmaya başlandı. PubMed
Yani bugün bir ortodontistin deepbite'a bakarken yalnızca “üst diş ne kadar aşağıya inmiş?” diye düşünmemesi aslında yaklaşık bir asırlık bilimsel gelişimin sonucu.
Deepbite Ne Kadar Yaygın? Rakamlar Neden Birbirini Tutmuyor?
Burada internette araştırma yapanların sık karşılaşacağı bir problem var: Deepbite'ın görülme sıklığı için tek bir oran bulmak oldukça zor.
Çalışmalarda farklı tanım ve eşiklerin kullanılması nedeniyle sonuçlar değişiyor. Küresel maloklüzyon araştırmalarından bir sistematik derleme, deep overbite için yaklaşık yüzde 22 düzeyinde bir havuzlanmış oran bildirmişti; ancak araştırmalar arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. PubMed Central (PMC)
Başka çalışmalarda ise çocuklar ve yetişkinler için farklı oranlar veriliyor. Örneğin yakın tarihli bir sistematik derleme, ABD nüfusuna ilişkin önceki verilere dayanarak 5 mm'den fazla şiddetli deepbite'ın çocuklarda yaklaşık yüzde 20, yetişkinlerde ise yüzde 13 oranında görüldüğünü aktarıyor. PubMed Central (PMC)
Buradan çıkarılabilecek önemli ders şu:
Bir internet sitesinde “deepbite toplumun yüzde X'inde görülür” cümlesini gördüğümüzde, hemen rakama odaklanmak yerine deepbite'ın nasıl tanımlandığına bakmak gerekiyor.
Bilimde aynı kelimenin farklı eşiklerle tanımlanması, doğal olarak farklı prevalans sonuçları üretebiliyor.
Deepbite Sadece Görüntü Meselesi mi?
Bence forumlarda en fazla tartışılması gereken noktalardan biri burası.
Çünkü derin kapanışı olan herkesin mutlaka ciddi bir fonksiyon problemi yaşayacağını söylemek doğru değil. Aynı şekilde “Estetik bir mesele, sağlıkla ilgisi yok” demek de fazla basit kalıyor.
Şiddetli vakalarda alt ön dişlerin üst dişlerin arkasındaki damak veya diş eti dokusuna temas etmesi söz konusu olabilir. Bunun yanında diş aşınması, periodontal dokularda travma ve çiğneme fonksiyonuyla ilgili problemler görülebilir. Bazı araştırmalar temporomandibular eklem ve çiğneme kaslarıyla ilişkili olabilecek etkileri de tartışıyor; ancak deepbite ile temporomandibular eklem bozuklukları arasında doğrudan ve herkes için geçerli bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değil. PubMed Central (PMC)+1
Dolayısıyla benim açımdan daha doğru soru “Deepbite zararlı mı?” değil.
Daha doğru soru şu:
“Bu kişinin deepbite'ı hangi dokuları ve fonksiyonları etkiliyor?”
Çünkü aynı ölçüye sahip iki kişinin klinik durumu birbirinden oldukça farklı olabilir.
Tedavi Neden Herkeste Aynı Olmuyor?
Deepbite tedavisinde kullanılan yöntemler, problemin kaynağına göre değişebiliyor.
Bazı hastalarda ön dişlerin intrüzyonu, yani kontrollü şekilde kemik içindeki konumlarının değiştirilmesi gündeme gelebilir. Bazı hastalarda arka dişlerin sürdürülmesi veya farklı mekanik yöntemler kullanılabilir. Bazen bunların kombinasyonu tercih edilir.
Özellikle yetişkinlerde ortodontik tedavi sırasında kullanılan mini vidalar, ön dişlerin intrüzyonunda iskeletsel ankraj sağlamak amacıyla araştırılmış durumda. Sistematik derlemeler bu yaklaşımın etkilerini incelemiş olsa da, “tek ve herkese uygun en iyi yöntem” sonucuna ulaşmak mümkün değil. PubMed Central (PMC)
Çocuklarda ise büyüme potansiyeli tedavi planını değiştirebilir. Güncel sistematik incelemelerde bazı tedavi yöntemleri arasında farklar bildirilse de, özellikle büyüyen hastalarda mevcut kanıtların hâlâ sınırlı olduğu vurgulanıyor. PubMed Central (PMC)
Bu yüzden “Benim arkadaşım deepbite'ını şu yöntemle düzeltti, sen de onu yaptır” yaklaşımı kulağa pratik gelse de bilimsel açıdan pek güvenilir değil.
Ortodonti biraz matematik, biraz biyoloji ve biraz da kişiye özel mühendislik gibi.
Tedavi Bittikten Sonra Her Şey Sonsuza Kadar Düzelmiş Oluyor mu?
İşte deepbite'ın en ilginç taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.
Diş hekimliğiyle çok fazla ilgilenmeyen birinin “deepbite” kelimesini ilk duyduğunda aklına muhtemelen sadece üst dişlerin alt dişleri fazla kapatması gelir. Açıkçası benim de bu konu üzerine araştırmaya başlamadan önceki düşüncem buna oldukça yakındı. Fakat biraz derine indikçe, deepbite'ın yalnızca “dişler fazla kapanıyor” şeklinde açıklanamayacağını fark etmek mümkün.
Deepbite, Türkçede genellikle derin kapanış veya derin örtülü kapanış olarak ifade edilen bir oklüzyon problemidir. Temel olarak üst ön kesici dişlerin alt ön dişleri normalden daha fazla dikey yönde örtmesi anlamına gelir. Literatürde kullanılan ölçütler çalışmadan çalışmaya değişebilse de, alt kesici dişlerin kronlarının yaklaşık yüzde 40'ından fazlasının üst kesiciler tarafından örtülmesi deepbite açısından önemli bir eşik olarak ele alınabiliyor. Bazı kaynaklar milimetre üzerinden değerlendirme yaparken, bazıları diş kronunun yüzdesini kullanıyor. PubMed Central (PMC)+1
Buradaki önemli nokta şu: Deepbite tek başına bir hastalık adı gibi düşünülmemeli. Aynı görüntünün altında farklı iskeletsel, dişsel veya işlevsel nedenler bulunabilir. Dolayısıyla iki kişinin dışarıdan bakıldığında benzer görünen derin kapanışı, aslında tamamen farklı tedavi yaklaşımları gerektirebilir.
Deepbite Tam Olarak Nasıl Oluşuyor?
Konuyu anlamanın en iyi yollarından biri, dişlerin sadece “yan yana duran beyaz parçalar” olmadığını düşünmek. Dişlerin konumu; çene kemiği, yüz yüksekliği, kaslar, dişlerin sürmesi ve kapanış ilişkisiyle birlikte şekilleniyor.
Deepbite'ın nedenleri genel olarak iki büyük grupta incelenebilir:
- Dişsel nedenler
- İskeletsel nedenler
Dişsel deepbite'da ön dişlerin fazla sürmesi veya arka dişlerin yeterince sürmemesi gibi durumlar rol oynayabilir. İskeletsel tipte ise yüzün dikey gelişim biçimi ve çenelerin birbirleriyle ilişkisi daha belirleyici olabilir. Güncel araştırmalar genetik, çevresel ve davranışsal faktörlerin birlikte rol oynayabileceğini gösteriyor. PubMed Central (PMC)+1
Örneğin çocukluk dönemindeki bazı ağız alışkanlıkları, erken süt dişi kayıpları, bruksizm gibi parafonksiyonlar ve kalıtsal özellikler kapanışın gelişimini etkileyebilir. Ancak burada “şu alışkanlık kesinlikle deepbite yapar” şeklinde basitleştirmek doğru olmaz. Çünkü maloklüzyonların oluşumu çoğu zaman tek bir nedene indirgenemeyecek kadar multifaktöriyel.
Bence konunun en ilginç tarafı da bu. Diş hekimliği açısından görünen sonuç ile bu sonuca yol açan mekanizma aynı şey değil.
Tarihsel Köken: Ortodonti Deepbite'ı Ne Zaman Ciddiye Almaya Başladı?
Deepbite'ın kendisi modern bir çağda ortaya çıkmış bir problem değil. İnsanlarda farklı kapanış biçimlerinin varlığı, ortodontinin modern bir uzmanlık alanı haline gelmesinden çok daha eski.
Fakat konunun bilimsel olarak sistematik biçimde sınıflandırılması, özellikle 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında modern ortodontinin gelişmesiyle hız kazandı. Bu noktada Edward Hartley Angle önemli bir isim. Angle, modern ortodontinin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor ve dişlerin yalnızca tek tek pozisyonlarına değil, genel oklüzyona bakılması gerektiğini savunan sınıflandırma yaklaşımının gelişmesinde büyük rol oynadı. PubMed+1
Burada tarihsel açıdan ilginç bir değişim yaşandı. Başlangıçta ortodontinin önemli bir kısmı “dişleri düzgün sıraya sokmak” fikri etrafında şekillenirken zamanla çene ilişkileri, yüz estetiği, fonksiyon, büyüme ve yumuşak dokular daha fazla önem kazandı.
1930'lu yıllardan itibaren sefalometri, yani kafatası ve çene ilişkilerinin radyografik ölçümlerle değerlendirilmesi, ortodontik teşhisi ciddi biçimde değiştirdi. Daha sonraki dönemlerde tedavinin estetik sonuçları, yüzün yumuşak dokuları ve uzun vadeli stabilitesi de araştırılmaya başlandı. PubMed
Yani bugün bir ortodontistin deepbite'a bakarken yalnızca “üst diş ne kadar aşağıya inmiş?” diye düşünmemesi aslında yaklaşık bir asırlık bilimsel gelişimin sonucu.
Deepbite Ne Kadar Yaygın? Rakamlar Neden Birbirini Tutmuyor?
Burada internette araştırma yapanların sık karşılaşacağı bir problem var: Deepbite'ın görülme sıklığı için tek bir oran bulmak oldukça zor.
Çalışmalarda farklı tanım ve eşiklerin kullanılması nedeniyle sonuçlar değişiyor. Küresel maloklüzyon araştırmalarından bir sistematik derleme, deep overbite için yaklaşık yüzde 22 düzeyinde bir havuzlanmış oran bildirmişti; ancak araştırmalar arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. PubMed Central (PMC)
Başka çalışmalarda ise çocuklar ve yetişkinler için farklı oranlar veriliyor. Örneğin yakın tarihli bir sistematik derleme, ABD nüfusuna ilişkin önceki verilere dayanarak 5 mm'den fazla şiddetli deepbite'ın çocuklarda yaklaşık yüzde 20, yetişkinlerde ise yüzde 13 oranında görüldüğünü aktarıyor. PubMed Central (PMC)
Buradan çıkarılabilecek önemli ders şu:
Bir internet sitesinde “deepbite toplumun yüzde X'inde görülür” cümlesini gördüğümüzde, hemen rakama odaklanmak yerine deepbite'ın nasıl tanımlandığına bakmak gerekiyor.
Bilimde aynı kelimenin farklı eşiklerle tanımlanması, doğal olarak farklı prevalans sonuçları üretebiliyor.
Deepbite Sadece Görüntü Meselesi mi?
Bence forumlarda en fazla tartışılması gereken noktalardan biri burası.
Çünkü derin kapanışı olan herkesin mutlaka ciddi bir fonksiyon problemi yaşayacağını söylemek doğru değil. Aynı şekilde “Estetik bir mesele, sağlıkla ilgisi yok” demek de fazla basit kalıyor.
Şiddetli vakalarda alt ön dişlerin üst dişlerin arkasındaki damak veya diş eti dokusuna temas etmesi söz konusu olabilir. Bunun yanında diş aşınması, periodontal dokularda travma ve çiğneme fonksiyonuyla ilgili problemler görülebilir. Bazı araştırmalar temporomandibular eklem ve çiğneme kaslarıyla ilişkili olabilecek etkileri de tartışıyor; ancak deepbite ile temporomandibular eklem bozuklukları arasında doğrudan ve herkes için geçerli bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değil. PubMed Central (PMC)+1
Dolayısıyla benim açımdan daha doğru soru “Deepbite zararlı mı?” değil.
Daha doğru soru şu:
“Bu kişinin deepbite'ı hangi dokuları ve fonksiyonları etkiliyor?”
Çünkü aynı ölçüye sahip iki kişinin klinik durumu birbirinden oldukça farklı olabilir.
Tedavi Neden Herkeste Aynı Olmuyor?
Deepbite tedavisinde kullanılan yöntemler, problemin kaynağına göre değişebiliyor.
Bazı hastalarda ön dişlerin intrüzyonu, yani kontrollü şekilde kemik içindeki konumlarının değiştirilmesi gündeme gelebilir. Bazı hastalarda arka dişlerin sürdürülmesi veya farklı mekanik yöntemler kullanılabilir. Bazen bunların kombinasyonu tercih edilir.
Özellikle yetişkinlerde ortodontik tedavi sırasında kullanılan mini vidalar, ön dişlerin intrüzyonunda iskeletsel ankraj sağlamak amacıyla araştırılmış durumda. Sistematik derlemeler bu yaklaşımın etkilerini incelemiş olsa da, “tek ve herkese uygun en iyi yöntem” sonucuna ulaşmak mümkün değil. PubMed Central (PMC)
Çocuklarda ise büyüme potansiyeli tedavi planını değiştirebilir. Güncel sistematik incelemelerde bazı tedavi yöntemleri arasında farklar bildirilse de, özellikle büyüyen hastalarda mevcut kanıtların hâlâ sınırlı olduğu vurgulanıyor. PubMed Central (PMC)
Bu yüzden “Benim arkadaşım deepbite'ını şu yöntemle düzeltti, sen de onu yaptır” yaklaşımı kulağa pratik gelse de bilimsel açıdan pek güvenilir değil.
Ortodonti biraz matematik, biraz biyoloji ve biraz da kişiye özel mühendislik gibi.
Tedavi Bittikten Sonra Her Şey Sonsuza Kadar Düzelmiş Oluyor mu?
İşte deepbite'ın en ilginç taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.